Bir Çocuğun Gözünde Polis


Bir çocuğa “polis nedir?” diye sorduğunuzda alacağınız cevap, aslında o çocuğun dünyasının nasıl şekillendiğini ele verir.
Kimi çocuk için polis; kaybolduğunda elini tutacak biri, kimi içinse sadece üniformasıyla bile ürküten bir figürdür. İşte tam bu noktada, cevabı belirleyen şey ne polislerdir ne de üniformalar… Cevabı belirleyen, çocuğun büyüdüğü dil, duyduğu cümleler ve maruz kaldığı yaklaşımdır.
 
Çocuklar dünyayı kelimelerle kurar.
Ve biz yetişkinler, farkında olmadan onların zihinlerine ya köprüler inşa ederiz ya da duvarlar öreriz.
 
“Yaramazlık yaparsan polisi çağırırım.”
“Seni polise veririm.”
 
Bu cümleler, belki anlık bir çaresizlikle kuruluyor olabilir. Ancak çocuk zihni için bu ifadeler, derin izler bırakır. Çünkü çocuk, henüz soyutlamayı değil, doğrudan öğrenmeyi bilir. Onun için polis artık yardım eden biri değil, cezalandıran bir figürdür. Böylece bir gün gerçekten yardıma ihtiyacı olduğunda, gitmesi gereken yere değil, kaçması gerektiğini düşündüğü yere dönüşür polis.
 
Oysa gerçek bambaşkadır.
 
Polis; düzenin, güvenliğin ve toplumun ortak iyiliğinin temsilcisidir.
Polis; kaybolan bir çocuğun ilk sığınacağı limandır.
Polis; bir gencin kendini güvende hissetmesi gereken en önemli figürlerden biridir.
 
Çocuklara polisi anlatırken, korku üzerinden değil, güven üzerinden bir dil kurmak zorundayız.
“Bir gün yardıma ihtiyacın olursa bir polise gidebilirsin.”
“Polisler seni korumak için var.”
 
Bu cümleler, çocukların iç dünyasında sağlam ve güvenli bağlar oluşturur.
 
Unutulmamalıdır ki çocuklukta kurulan bu bağ, gençlikte davranışa dönüşür.
Bugünün çocuğu, yarının gencidir. Ve o genç; bir sorunla karşılaştığında korkmadan yardım isteyebiliyorsa, bu onun çocuklukta öğrendiği güven duygusunun bir sonucudur.
 
Sadece çocuklar değil… Gençler de aynı şekilde, yargılanma korkusu duymadan, çekinmeden, güvenle başvurabilecekleri bir kapı olarak görmelidir polisi. Çünkü toplumun sağlıklı işleyişi, bireylerin güven duyduğu kurumlarla mümkündür.
 
Burada en büyük sorumluluk biz yetişkinlere düşüyor.
Anne babalara, anneannelere, babaannelere, dedelere…
 
Sevgiyle büyütülen bir çocuk, korkuyla yönetilmek zorunda kalmaz.
Ve doğru anlatılan bir polis figürü, bir çocuğun hayatında güvenin simgesi haline gelir.
 
Çocuk gelişimi açısından baktığımızda; korkuyla disiplin sağlamak kısa vadede işe yarıyor gibi görünse de uzun vadede kaygı, güvensizlik ve çekingenlik üretir. Oysa güvenle kurulan ilişki; özgüvenli, yardım istemeyi bilen ve sağlıklı bireyler yetiştirir.
 
Üniformalı meslek grupları, çocukların zihninde korkunun değil, düzenin ve güvenin sembolü olmalıdır. Çünkü bir toplumun geleceği, çocuklarının neye korkuyla neye güvenle baktığında gizlidir.
 
Bugün, belki de sadece bir kelimeyi değiştirerek büyük bir fark yaratabiliriz.
“Polis çağırırım” yerine
“Polis sana yardım eder” diyerek…
 
Ve bu küçük değişim, bir çocuğun hayatında büyük bir güven duygusuna dönüşebilir.
 
Polis Haftası vesilesiyle;
çocukların ve gençlerin hayatına güvenle dokunan, onların yanında olan, onları koruyan ve gerektiğinde bir yol gösterici olan tüm emniyet mensuplarımıza gönülden teşekkür ediyorum.
 
Özellikle çocuklarla çalışan, onların dünyasına saygıyla yaklaşan, bir korku değil bir güven köprüsü kuran tüm polislerimizin Polis Haftası’nı kutluyorum.
 
Çünkü bir çocuğun gözünde korku değil güven olmak…
Dünyadaki en kıymetli görevlerden biridir.