Çocuğunuzun Canı Sıkılsın


Günümüz çocukları tarihin belki de en yoğun programına sahip nesli. Okul, kurslar, spor etkinlikleri, ekranlar ve sürekli planlanan aktiviteler arasında boş vakit bulmak neredeyse lüks haline geldi. Oysa çocuk gelişimi açısından bakıldığında, her dakikası doldurulmuş bir çocukluk düşündüğümüz kadar faydalı olmayabilir.

Ebeveynlerden sıkça duyduğumuz bir cümle vardır: “Çocuğum çok sıkılıyor.” Bu söz çoğu zaman bir sorun olarak algılanır ve hemen bir çözüm arayışına girilir. Yeni bir oyuncak, yeni bir etkinlik ya da ekran karşısında geçirilen zaman… Ancak belki de durup şu soruyu sormamız gerekiyor: Çocukların biraz sıkılmaya ihtiyacı olabilir mi?

Can sıkıntısı aslında zihnin yeni yollar aramaya başladığı önemli bir süreçtir. Çocuk, dışarıdan sürekli yönlendirilmediğinde kendi hayal gücüne başvurur. Bir karton kutu uzay gemisine dönüşür, birkaç taş büyük bir oyunun parçası olur, bir dal parçası sihirli değnek görevi görür. Yaratıcılık tam da bu noktada filizlenir.

Sürekli hazır uyaranlarla karşılaşan çocuklar ise zamanla kendi oyunlarını kurmakta zorlanabilir. Çünkü her şey önceden hazırlanmış, düşünülmüş ve sunulmuştur. Oysa gerçek öğrenme, çocuğun kendi keşif yolculuğuna çıkabildiği anlarda gerçekleşir.

Montessori yaklaşımı da çocuğun bağımsız hareket edebilmesine ve kendi ilgi alanlarını keşfetmesine büyük önem verir. Çocuğa her an ne yapacağını söylemek yerine ona uygun bir ortam sunmak ve kendi seçimlerini yapmasına fırsat vermek gelişimin önemli parçalarından biridir.

Elbette burada sözünü ettiğimiz şey çocuğu tamamen kendi haline bırakmak değildir. Asıl amaç, her boşluğu doldurma ihtiyacı hissetmeden çocuğun kendi iç dünyasıyla buluşmasına fırsat tanımaktır.

Yaz tatili yaklaşırken belki de çocuklarımıza verebileceğimiz en kıymetli hediyelerden biri biraz boş zaman olabilir. Planlanmamış saatler, doğada geçirilen anlar, serbest oyunlar ve hayal kurmaya ayrılan vakitler… Çünkü bazen gelişim, en çok hiçbir şey olmuyor gibi görünen anlarda gerçekleşir.

Çocuğunuz bir gün size gelip “Canım sıkılıyor” dediğinde hemen çözüm üretmek yerine gülümseyip şu cümleyi kurmayı deneyin:

“Harika… Bakalım aklına nasıl bir fikir gelecek?”

Belki de o an, yeni bir keşfin başlangıcıdır.

Saniye İnan Türkay
Örüntü Çocuk Gelişimi ve Danışmanlık