Hayatın bize bahşettiği en adil ama en acımasız sermaye zamandır. Para kaybolur, çalışır kazanırsınız; mal mülk elden gider, yenisini yerine koyarsınız. Yıkılan bir duvarı yeniden örebilir, kırılan bir saksıyı onarıp toprağını tazeleyebilirsiniz. Ancak bir insandan çaldığınız zamanın ne iadesi vardır ne de telafisi. Bu yüzden benim hayata ve insanlara dair en net duruşum şudur: Zamanın iadesi yoktur, benden aldığın zaman alacağımdır.
Gelişigüzel harcanacak bir saniyemiz bile yokken, bazen ne nezaketimizden ne de sabrımızdan sınır koyabiliyoruz. Ömrümüzden çalan insanlara, neşemizi emen belirsizliklere, samimiyetsiz heveslere ve sonu gelmeyen birikmiş yorgunluklara göz yumuyoruz. Oysa birine vakit ayırmak, ona hayatınızdan bir parçayı hediye etmektir. Bir masada oturup dinlediğiniz dert, cevapsız bırakılan bir beklenti için harcadığınız emek ya da başkasının bencil kararları yüzünden ertelediğiniz kendi hayatınız… Hepsi o zaman kumbarasından eksilen paha biçilemez cevherlerdir. Sizi eksilten, zamanınızı değersizleştiren ve sabrınızı bir hakmış gibi sömüren her kim varsa, geriye kapatılması imkânsız bir borç bırakır.
Ömrün terazisi hassastır. Kendi bahçesinde tek bir çiçek bile açtıramayan insanların, bizim zamanımızı kurutmasına izin vermemek artık bir tercih değil, kendimize olan borcumuzdur. Hayatı ertelemeden, her saniyenin kıymetini bilerek yaşamak şart. Unutmayalım ki; bize samimiyetle gelene kapımız da vaktimiz de sonuna kadar açık, ancak zamanımızı hovarda bir tüccar gibi harcayanların alacağı borç hanesi hiçbir zaman silinmeyecek. Çünkü bu ömürde iadesi olmayan tek şey, o takvim yapraklarıdır.Ben artık israfı değil kendi ömrümü seçiyorum.