Eskiler , yeni bir yere taşınmadan önce evin mutfağına , odalarına değil yan evin kapısına bakarlarmış. Hani o hepimizin ezbere bildiği meşhur söz ‘ev alma komşu al’ aslında sadece bir tavsiye olarak görülse de adeta bir hayat sigortası da diyebiliriz. İyi bir komşuya sahip olmak çok da iyi bir eve sahip olmaktan daha iyidir. Peki ya ne oldu da ‘komşu komşunun külüne muhtaç’ olduğu günlerden çıkıp da asansörde karşılaştığımız zaman bir ‘günaydın’ içten bir ‘nasılsın komşum’ sözlerinden uzaklaşıp ,göz göze gelmemek için görmezden gelme gibi evrilmelere geçtik.
Artık çağımızın gereği olarak güvenlikli kameralarla çevrili , şifreli kapılarla donatılmış sitelerde yaşam sürerken aslında sosyal olarak hayata karşı hiç olmadığımız kadar da savunmasızız. Modern olmanın bize kattığı güzellikler paylaşmanın vermiş olduğu huzuru ve samimiyeti bizden fark ettirmeden aldı götürdü. Artık hemen yanı başımızdaki , alt katımızdaki yada üst katımızdaki dairede yaşayan insanların kim olduğunu bilmediğimiz gibi aç mı üzgün mü hasta mı onları bile umursamaz olduk. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki Evinizde pişen yemekten, komşunuzun hakkını veriniz!” “Sıkıntıya düşen komşusuna yardım edene, Allahü teâlâ kıyamet günü kıymetli elbise giydirecektir.” “Komşusu, şerrinden emin olmayan kimse, Allahü teâlâya hakkıyla iman etmiş sayılmaz.” Dinimiz komşuluk üzerine bu kadar hassas yaklaşırken şimdilerde evimizin anahtarını emanet edebilecek komşu bulamaz hale geldik.
Yükselen beton binalar, dijitalleşen insanlar gönül köprülerinin yıkılmasını sağladı. Taşınan insana ‘hayırlı olsun hoşgeldiniz ‘ cümlesinin yanında ikramda bulunan nesilin yerini umursamayan , selam dahi vermeyen komşuluklar aldı. Oysa ki bir merhaba bin kapıyı birden açardı. Dijitalleşen insanlar tanımadığı en uzaktaki insanlara yaklaşırken yanı başındaki komşusu ile arasına yıkılmaz duvarlar ördü. Bir selam, bir tebessüm, bir sıcak çay; yeterdi betonun soğuğunu kırmaya. Çünkü insan insana sadece komşu değil, İnsan insana aslında bir dünyaydı... O zaman "Bu hafta yan komşunuzun kapısını çalmaya ne dersiniz? Belki de tek ihtiyacı olan şey sizin selamınızdır."

