Kıymetli okurlar;
Antalya ilimizde, başta Aksu olmak üzere bazı ilçelerde etkili olan olumsuz hava koşulları; sel, hortum ve dolu felaketlerini beraberinde getirdi. Maalesef ki bu doğa olayları ciddi hasarlara yol açtı.
Üreticilerimiz, daha birkaç gün önce yaşanan zirai don felaketinde canı pahasına korumaya çalıştıkları ürünlerini bu kez selin, hortumun ve dolunun insafına terk etmek zorunda kaldı. Emek, alın teri ve umut… Hepsi bir anda yerle bir oldu.
Felaketin ilk anlarından itibaren çiftçilerimizin, ürünlerini kurtarabilmek için nasıl canla başla mücadele ettiğine bizzat şahit olduk. Ancak ne yazık ki, çabaları yetmedi. Doğa acımasızdı.
Felaket sonrası sahne değişti.
Siyasetçiler bölgeye geldi.
Yakalarına mikrofonlar takıldı.
Kameralar kuruldu.
Çizmeler giyildi.
Duygusal fon müzikleri eşliğinde videolar çekildi.
Ve bu görüntüler, sosyal medya kullanıcılarının beğenisine sunuldu.
Sonrası mı?
“Devletimiz gerekeni yapacaktır.”
“Hasar tespitleri başlıyor.”
“Üreticilerimiz başvurularını yapsın.”
Merak ettim.
Bu başvurular nasıl yapılıyor?
Yapıldığında çiftçinin zararı ne kadar karşılanıyor?
Bir üreticiye sordum…
Bir sormamla bin ah işittim.
Meğer karşılanan rakamlar, zararın yanından bile geçmiyor. Öyle ki, “Başvuruya bile değmez” diyen üreticiler var. İşin biraz daha derinine indiğimizde, çiftçilerimizin de bazı hataları olduğunu gördüm. Sigorta yapılırken, “Prim az olsun” düşüncesiyle seradaki her şey tam beyan edilmiyor. Tıpkı araç kaskosu gibi… Detay arttıkça prim yükseliyor.
Ama burada devletin de eksikliği var.
Sigorta firmalarının da…
Çiftçi, sigortaya mahkûm bırakılmamalı; bilgilendirilmeli, yönlendirilmeli ve hatta gerekirse zorlanmalı. Çünkü kaybeden sadece çiftçi değil, bu ülkenin üretimi, bereketi, geleceği.
Siyasetçiler afet bölgelerini gezdi, “geçmiş olsun” dedi, fotoğraflar çekildi, videolar paylaşıldı ve gittiler. Geriye ne kaldı?
Sosyal medyada çizme giyen siyasetçilerin “sözde” destek görüntüleri…
Çiftçilerle sizler gittikten sonra dertleştik.
Şunu söylediler:
“Her afette geliyorlar. Fotoğraf, video çekip gidiyorlar. Sonra biz seramızla, borçlarımızla ve ailemizle baş başa kalıyoruz.”
İşte gerçek budur.
Biz yine izleyip göreceğiz.
Mevlam görelim neyler…
Neylerse güzel eyler.
Kalın sağlıcakla…


YORUMLAR