Okulların kapanmasına sayılı günler kaldı. Birçok aile şimdiden yaz planlarını yapmaya başladı. Yaz okulları, kurslar, spor etkinlikleri, yabancı dil programları ve daha niceleri… Elbette çocukların gelişimini destekleyen bu faaliyetlerin önemli bir yeri var. Ancak bazen gözden kaçırdığımız çok değerli bir ihtiyaç bulunuyor: Çocuğun çocukluğunu yaşayabilmesi.
Günümüz çocukları, yıl boyunca yoğun bir programın içinde büyüyor. Okul saatleri, ödevler, kurslar ve çeşitli sorumluluklar arasında geçen bir eğitim yılının ardından yaz tatili aslında bir nefes alma fırsatıdır. Bu nedenle tatili sadece yeni öğrenmelerle doldurmak yerine, çocukların dinlenmesine, keşfetmesine ve özgürce oyun kurmasına da alan açmak gerekir.
Çocuk gelişimi açısından bakıldığında oyun, yalnızca eğlenceli vakit geçirmek anlamına gelmez. Oyun; düşünmenin, problem çözmenin, duyguları ifade etmenin ve sosyal becerileri geliştirmenin en doğal yoludur. Özellikle yapılandırılmamış, yetişkin müdahalesinin az olduğu serbest oyunlar çocukların yaratıcılığını besler. Bir dal parçasının sihirli değneğe, bir karton kutunun uzay gemisine dönüşebilmesi işte bu özgür alanlarda mümkündür.
Yaz ayları aynı zamanda doğayla yeniden buluşmak için eşsiz bir fırsattır. Toprağa dokunmak, bir ağacı incelemek, böcekleri gözlemlemek, deniz kabukları toplamak veya akşam gökyüzünü seyretmek çocukların merak duygusunu canlı tutar. Doğa, çocuklara sabrı, keşfetmeyi ve yaşamın döngüsünü sessizce öğretir.
Bunun yanında çocukların aileleriyle kaliteli zaman geçirmeye de ihtiyacı vardır. Birlikte hazırlanan bir kahvaltı, yapılan kısa bir yürüyüş, oynanan bir masa oyunu ya da sadece sohbet ederek geçirilen zamanlar çocukların hafızasında yıllarca yer eder. Çocuklar için en değerli anılar çoğu zaman pahalı etkinlikler değil, sevgiyle geçirilen sade anlardır.
Yaz tatilini planlarken kendimize şu soruyu sorabiliriz: Çocuğumun takvimini doldurmaya mı çalışıyorum, yoksa ona büyümesi için gerekli zamanı ve alanı mı sunuyorum?
Çünkü çocukluk, sürekli yetişkinliğe hazırlanılan bir dönem değil; başlı başına yaşanması gereken özel bir zamandır. Bazen bir çocuğun en büyük ihtiyacı yeni bir kurs değil, çimenlerin üzerinde yalınayak koşabilmek, bulutları izleyebilmek ve canı sıkıldığında kendi oyununu kurabilmektir.
Unutmayalım ki çocuklar büyürken yalnızca bilgi biriktirmezler; anılar da biriktirirler. Yıllar sonra hangi kursa gittiklerini hatırlamayabilirler, ancak aileleriyle geçirdikleri güzel anları, arkadaşlarıyla kurdukları oyunları ve yaz akşamlarının huzurunu unutmazlar.
Bu yaz çocuklarımıza biraz daha zaman, biraz daha doğa ve biraz daha özgürlük hediye edelim. Belki de onların en çok ihtiyaç duyduğu şey tam olarak budur.
“Çocukların gelişimi bazen daha fazlasını yapmakla değil, onlara daha fazla yaşama alanı bırakmakla mümkün olur.”
Saniye İnan Türkay
Örüntü Çocuk Gelişimi ve Danışmanlık


