Kamuya mal olmuş kişilerin “özel hayat” kavramı sınırsız değildir. Belediye başkanı, ilçe başkanı, kurum müdürü… Bu makamları taşıyan herkes, sahip olduğu yetkiyi kişisel çıkarları için kullanamaz.
Hiç kimse bulunduğu konumu kullanarak istediğine ulaşma hakkına sahip değildir. Belediye başkanının hangi partiden olduğunun da bir önemi yoktur; mesele makamın sorumluluğudur. Kendi çalışanıyla yaşanan ilişkiler, hele ki bu ilişkiler görev, terfi ya da çalışma koşullarıyla bağlantılıysa, artık “özel hayat” değil, açık bir etik ihlalidir.
Kimse bu durumu “özel hayat” perdesinin arkasına saklamaya çalışmamalıdır. Belediye başkanları ve meclis üyeleri, belediye çalışanlarını terfi, tayin ya da daha iyi şartlar vaadiyle gönül ilişkilerine zorlayamaz. Bu tür davranışlar yalnızca etik dışı değil, aynı zamanda görevi kötüye kullanma kapsamına girer.
Bu tür durumlarda yapılması gereken açıktır: Derhal idari ve hukuki süreç başlatılmalı, gerekirse görevden uzaklaştırma uygulanmalıdır.
Ne yazık ki bu sorun Türkiye’nin birçok yerinde, parti ayrımı gözetmeksizin artmaktadır. Artık görmezden gelinmemeli; kamu yönetiminde liyakat, adalet ve ahlak yeniden esas alınmalıdır.
Enes Gürel





YORUMLAR