ÇALIŞMA HAYATININ GÖRÜNMEYEN YARASI: MOBBİNG
Reklam
Tolga Turan

Tolga Turan

Uzman Aile Danışmanı Evlilik & İlişki Danışmanı

ÇALIŞMA HAYATININ GÖRÜNMEYEN YARASI: MOBBİNG

18 Ocak 2026 - 23:41

Günümüz çalışma hayatında en yaygın sorunlardan biri işsizlik değil; işte kalıp yıpranmaktır. Çalışanlar görevlerini yerine getiriyor, performans hedeflerini tutturuyor, sorumluluk alıyor; ancak buna rağmen psikolojik olarak tükeniyor. Bunun nedeni çoğu zaman işin kendisi değil, iş ortamında maruz kalınan sistematik baskı. Bu baskının adı: mobbing.
Ulusal ve uluslararası araştırmalar, mobbingin istisnai bir durum olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Türkiye’de farklı kurum ve akademik çalışmalarda elde edilen veriler, çalışanların %25 ila %30’unun çalışma hayatı boyunca en az bir kez mobbinge maruz kaldığını gösteriyor. Daha dikkat çekici olan ise, çalışanların %50–60’ının iş yerinde psikolojik baskı olduğuna inanmasına rağmen, resmi şikâyet mekanizmalarını kullananların oranının %10’un altında kalmasıdır. Bu fark, mobbingin yaygınlığından çok sessizliği işaret ediyor.
Mobbing çoğu zaman yanlış anlaşılabiliyor. Yüksek ses, açık hakaret ya da fiziksel tehdit olmadan da mobbing mümkündür. Araştırmalar, en sık görülen mobbing davranışlarının;
– sistemli biçimde görmezden gelme,
– sürekli ve haksız eleştiri,
– emeğin değersizleştirilmesi,
– görev tanımının belirsizleştirilmesi,
– sosyal izolasyon,
– başarıların yok sayılması
şeklinde ortaya çıktığını gösteriyor. Bu davranışların ortak noktası, süreklilik ve amaçlılık içermesidir.
İstatistikler, mobbingin ruh sağlığı üzerindeki etkilerini net biçimde ortaya koyuyor. Mobbinge maruz kalan çalışanlarda;
– tükenmişlik sendromu görülme oranı %60’ın üzerine çıkıyor,
– kaygı bozukluğu ve uyku problemleri belirgin biçimde artıyor,
– uzun süreli maruziyette depresif belirtiler ciddi oranda yükseliyor.
Bazı çalışmalarda, mobbinge maruz kalan çalışanların yaklaşık %40’ının profesyonel psikolojik destek alma ihtiyacı hissettiği belirtiliyor.
Mobbingin çalışma yaşamına etkisi de sayılarla ortada. Araştırmalar, mobbinge maruz kalan her 10 çalışandan yaklaşık 6’sının işten ayrılmayı ciddi biçimde düşündüğünü, 3’ünün ise kısa vadede iş değiştirdiğini ortaya koyuyor. Bu durum, kurumlar açısından yalnızca bireysel memnuniyetsizlik değil; verim kaybı, artan devamsızlık, yüksek personel devri ve kurumsal hafıza kaybı anlamına geliyor.
Risk grupları incelendiğinde tablo daha da netleşiyor. Kadın çalışanların mobbinge maruz kalma oranı erkeklere kıyasla daha yüksek. Genç çalışanlar, yeni işe başlayanlar, güvencesiz pozisyonlarda çalışanlar ve yoğun performans baskısı altında olan meslek grupları daha fazla risk taşıyor. Bu veriler, mobbingin bireysel zayıflıktan değil, güç ilişkilerinden ve kurum kültüründen beslendiğini gösteriyor.
Mobbingin etkileri yalnızca iş yerinde sınırlı kalmıyor. Araştırmalar, mobbinge maruz kalan bireylerin önemli bir kısmının bu durumu özel hayatına taşıdığını ortaya koyuyor. Ev içi iletişim sorunları, tahammülsüzlük, duygusal uzaklaşma ve aile içi çatışmalar bu sürecin sık görülen sonuçları arasında yer alıyor. Yani mobbing, sadece bir çalışan sorunu değil; toplumsal bir yıpranma alanı oluşturuyor.
Ekonomik belirsizliklerin arttığı dönemlerde mobbing daha da görünmez hâle geliyor. İşini kaybetme korkusu, çalışanları susmaya itiyor. “Her yerde var”, “idare et”, “işini kaybetme” söylemleri, psikolojik şiddeti normalleştiriyor. Oysa veriler net: Sürekli baskı altında çalışmak performansı artırmıyor; aksine motivasyonu düşürüyor, hata oranını yükseltiyor ve uzun vadede hem çalışanı hem kurumu zayıflatıyor.
Bugün artık şu gerçeği kabul etmek gerekiyor:
Mobbing bireysel bir hassasiyet değil, yapısal bir çalışma hayatı sorunudur.
Sessizlik, çözüm değil; sorunun en büyük taşıyıcısıdır.
Dayanmak, güç göstergesi değil; çoğu zaman çaresizliktir.
Sağlıklı ve sürdürülebilir bir çalışma hayatı, ancak psikolojik güvenliğin sağlandığı, sınırların net olduğu ve insan onurunun korunduğu ortamlarda mümkündür. Mobbing konuşulmadıkça büyür; verilerle, farkındalıkla ve açık tutumla ele alındığında ise önlenebilir. Çalışma hayatının görünmeyen bu yarasıyla yüzleşmeden, gerçekten üretken ve insani bir düzen kurmak mümkün değildir.
 
 

Bu yazı 16 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum

Son Yazılar