Her patlama, her siren sesi, bir çocuğun dünyasını parçalıyor.
Ben küçüğüm. Ama her gün büyük bir gürültüyle başlıyor. Patlamalar, sirenler, insanların çığlıkları… Hepsi evime doluyor, yatağıma, düşüncelerime sızıyor. Eskiden evim güvenliydi. Şimdi hiçbir yer güvenli değil. Her ses bir tehlike, her hareket bir alarm gibi.
Anne babam da korkuyor. Bazen ağlıyorlar, bazen bağırıyorlar. Onların korkusunu görmek, benim korkumu katlıyor. “Güvendeyiz” diyorlar ama gözlerindeki titreme yalan söylüyor. Ben anlamaya çalışıyorum ama hiçbir şey anlamıyorum.
Sokaklar boş. Oyun alanları terk edilmiş, parklar sessiz. Eskiden arkadaşlarımla koşardım, gülerdim, oyun oynardım. Şimdi sadece sessizlik var. Her adım bir risk gibi geliyor.
Geceleri uyumak zor. Patlayan sesleri hayal ediyorum. Uyanınca ne olacağını bilemiyorum. Bazen öfkeleniyorum, bazen sessizce kendi köşeme çekiliyorum. Korku ve çaresizlik iç içe.
Evde yanımda olanlar güven vermeye çalışıyor. Ama yetmiyor. Güven kırılgan; her an yok olabilecekmiş gibi hissediyorum. Savaş sadece dışarıda değil; kalbimde, zihnimde ve hayallerimde de var.
Her gün yeni bir korku öğreniyorum. Oyunlar elimden alındı, kahkahalar sustu, güvenli alanlar yok. Ama hâlâ küçük bir dileğim var: güvende olmak, yanında biriyle korkusuzca nefes almak…
Bazen kendimi pencereden bakarken buluyorum. Sokaklarda çocuklar yok, sadece boş arabalar, yanmış binalar ve sessizlik var. Bu sessizlik, patlamalar kadar ürkütücü. Kalbim hızla çarpıyor, adımlarımı sayıyorum, nefesimi tutuyorum.
Savaşın içinde büyümek, her günü bir sınav gibi yaşamak demek. Birden ağlamaya başlıyorum, bazen hiçbir sebep yokken. Ama bazen de kendimi güçlü hissetmeye çalışıyorum. Çünkü korku her gün yeniden geliyor ve ben pes edemem.
Savaşın kazananı yok. Ama kaybeden bizleriz; anlamadığımız bir dünyanın ortasında, gözlerimizde patlayan seslerle büyüyen çocuklar. Bizim dünyamız artık farklı; küçük kalplerimiz büyük acılar taşıyor.
Her gün biraz daha güçlü olmaya çalışıyorum, ama bazen sadece ağlamak istiyorum. Korkunun büyüklüğü, cesaretin önüne geçiyor. Yine de hayal kuruyorum: bir gün oyun oynayabileceğim, sokaklarda koşabileceğim, güvenli bir dünyada uyuyabileceğim günler…
Ve belki de bu hayal, savaşın gölgesinde büyüyen bütün çocukların en güçlü silahı. Çünkü ne kadar küçük olursak olalım, umutla ve birlikte yaşamak için direnmeyi öğreniyoruz. Savaş geçebilir, ama gözlerimizdeki acı, bizim hikâyemiz, sessiz çığlığımız olarak kalacak.
Her patlama, her siren sesi, her kaybolmuş oyun, bizim büyümemizi hızlandırıyor, kalplerimizi sertleştiriyor. Ama bir yerde hâlâ umudun yeşerdiğini hissediyorum; küçük bir çiçek gibi, sessiz ama dirençli…


YORUMLAR