Bir evlilik bitebilir.
İki yetişkin birbirinden vazgeçebilir.
Ancak hiçbir çocuk; anne ve babasının öfkesinin, kırgınlığının ya da güç savaşının yükünü taşımak zorunda değildir.
Boşanma, eşler arasındaki ilişkinin sona ermesidir; ebeveynliğin değil.
Ne yazık ki birçok çocuk, mahkeme salonlarında değil; anne ile babanın birbirine söylediği cümlelerin arasında yıpranır. Bir tarafın diğerini cezalandırma isteği, çoğu zaman fark edilmeden çocuğun omuzlarına yüklenir. Oysa hukuk da çocuk gelişimi bilimi de aynı noktada buluşur: Her kararda çocuğun üstün yararı esastır.
Peki çocuğun üstün yararı nedir?
Bu; çocuğun anne ve babasını bir yarışın kazananı ya da kaybedeni olarak görmek zorunda kalmamasıdır.
Bu; kendini güvende hissetmesidir.
Bu; okuluna huzurla gidebilmesi, arkadaşlarıyla gülebilmesi, gece başını yastığa koyduğunda “Yarın ne olacak?” kaygısını taşımamasıdır.
Bir çocuk için en büyük güven, anne ve babasının birbirini sevmesi değildir. Birbirlerine saygı göstermeyi başarabilmeleridir.
Çünkü çocuklar söylenen sözlerden çok, yaşanan davranışları hafızalarına kaydeder.
Unutmayalım…
Boşanma bir davadır.
Ebeveynlik ise ömür boyu devam eden bir sorumluluktur.
Ve çocuklar, hiçbir davanın tarafı değildir.
Onlar sadece çocuk kalabilmelidir.
Saniye’nin Notu
Çocuklar anne ve babalarının neden ayrıldığını yıllar sonra anlayabilirler. Ama o süreçte kendilerine nasıl hissettirildiğini ömür boyu unutmazlar.



YORUMLAR